5 Şubat 2010 Cuma

Bir Tanıktan AUSHWITZ YOLCULUĞU

Aushwitz...
Ölümün sıradanlaştığı ve sanayileştiği yer.
Kimilerince inkar edilmeye, olmamış gibi gösterilmeye, çarpıtılmaya çalışılan, yakın tarihi yaşayarak tanık olan bir kurtulanın ağzından AUSHWITZ YOLCULUĞU
Tanık : Moşe Haelyon
Selanikten sürülen Yahudilerin, hayvan vagonlarıyla Aushwitze yaptıkları yolculuk.


http://www1.yadvashem.org/es/video/haelyon4.html


Trasladado de Ladino - Ladinodan Çevrilmiştir.





Bizim vagonda tam bilmiyorum ama 80-90 kişi vardı.
Çocuklar, yaşlılar, özürlüler.
Tüm bunların dışında, herkesin yanında getirdiği 15-20 kiloluk paketleri, valizleri vardı.
Bu büyük bir sıkışıklığa ve çekilen çilenin artmasına sebebiyet veren bir şeydi.
Kımıldama imkanınız bile yoktu.
Trenin bir bölümünde insanların tuvalet ihtiyacını görmesi için lazımlık niyetine kullanılmak üzere bulunan yarısı kesik bir bidon vardı.
İnsanlar ihtiyaçlarını orada görmek zorundaydılar.
Şimdi …… geceleri…….
Gündüz çığlıklar, bağırtılar ağlamalar vardı, bir taraftan çocuklar….
Çocuk her yerde çocuktur, oynamak ister.
Hangi durumda olduğumuzun farkında olmayan masum isteklerle doludurlar.
Geceleri ise üstümüze çöken en ağır şeydi.
Çünkü, yatıp uyumak istersin ama yer darlığından yapamazsın.
Biri iter öbürü itekler, ama en sonunda her birimiz bitkinlikten uyuyakalırdık.
Kimi daha az, kimi daha iyi, kimi daha değişik, ama uyurdun.
Şimdi…
Her birinin yiyeceği vardı. Herkes evinden getirmişti.
Aldık…
Diğer lazım olan eşyalarımızla birlikte yiyecekte aldık.
Ama 2-3 gün sonra yanına eksik yiyecek alanların yiyeceği biterdi.
Kumanyası bitenler diğerlerinden isterdi.
Olanlar ise vermekten imtina eder çekinirlerdi.
Çünkü yolculuğun kaç gün süreceğini bilmiyorduk….
Bilmiyorduk…
Her 2-3 günde bir vagonların kapılarını açarlardı.Kapılar daima kapalıydı.
Vagonların uç taraflarında, yerden yüksekte küçük pencereler vardı.
Evet pencere...
Nasıl denir...? Demir parmaklıklı…
Yüksekteydi.
Yapabilen, neler olup bittiğini görebilmek için dışarı bakardı, kapı duvarı ile pencere siperliği arası küçük bir aralıktı, siperlik karanlık etse de gün içi olduğunda görülebiliyordu.
Aynı zamanda temiz hava da oradan gelirdi.
Tabiatıyla içeride yeterli hava da yoktu, çünkü 80-90 kişi böyle kapalı bir vagonda kalmak çok zordu.
Ve dediğim gibi, 2-3 günde bir kapıları açarlar ve insanların inmesine müsaade ederlerdi.
Mola verilen bu yerler daima su bulunan yerlerdi.
İnsanların hava alması ve su doldurması böylece mümkün olabiliyordu.
Ancak trende 2500-3000 kişinin olduğu düşünülürse, herkes birden su doldurmaya gittiğinde bu uzun zaman alırdı ve bu kadar uzun zamana müsaade etmezlerdi. Bu durumda suyunu doldurmaya yetişemeyen çok kişi olurdu.
O vesileyle bidonu dışarı dökerlerdi....
Almanlar, birkaç genci yakalayıp, insan dışkılarının biriktiği varili dışarı dökmeleri için emir verirdi ve yerine koyulurdu.
Böylece 6 gün geçti.. ve geceler.
Geceler…. En zoru, en çetini gecelerdi.
--------------------
http://www.esefarad.com/?p=8613

http://www1.yadvashem.org/es/chapter_8/balkans.asp

http://www1.yadvashem.org/exhibitions/album_Auschwitz/mutimedia/index.HTML
--------------------

Hayat, sen plan yaparken başına gelenlerdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder